Geleceğin Alternatif Protein Kaynağı, Yapay Et mi?
GDO, Hormon, Katkı Maddeleri vb tartışmaları insanoğlu henüz sonuçlandıramamışken, şimdi de karşımıza alternatif protein kaynağı olduğu söylenen yapay et çıktı. Peki, nedir bu yapay et? Neden ihtiyaç yâda gündem oldu. Öncelikli olarak, bir bilim insanı tarafından laboratuvarda yetiştirilen etleri satın alıp pişirebildiğinizi hayal etmenizi istiyorum. Aklınızda ne canlandı tam olarak bilemesem de sanırım benzer şeyleri hayal ettiğimizi öngörüyorum. Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde süpermarketlerde satılacağı tahmin edilen tam da hayatımızın içine girmeye hazırlanan bir üründen bahsediyoruz. Diğer isimleri ile söylemek de gerekirse Kültür et, Laboratuvar et yada Temiz Et!!! Elbette bu tür biyoteknolojik gelişmelerin sosyal, iktisadi, tıbbi ve dini açıdan ortaya çıkaracağı tartışmalar ve problemler olacaktır. Yapay eti, üreticileri ve Savunucuları şu şekilde tarif ediyorlar; Hayvanın canını acıtmadan alınan kök hücresinin hayvan dışında bölünmesi sureti ile etin üretilmesidir. Et üretimi hayvanın bünyesinde olmasından ziyade laboratuvar ortamında gerçekleşiyor. Eeee az da bi yenilik sayılmaz… Laboratuvar ortamında üretilen et ile organik et arasında fark nelerdir sorusu geliyor tabi akla. Yapay et Savunucularının bu konuda ki söylediklerine bir bakalım; Laboratuvar ortamında üretilen et çok daha az kaynağa ihtiyaç duyar. Örneğin hayvanları beslemek için gerekli tarımsal faaliyetlere gerek kalmaz. Etin işlenmesi ve hayvan yetiştirilmesi süreçlerindeki muazzam miktarda suya ihtiyaç yoktur. Hayvanlara verilen antibiyotiklerin insanlara da direnç oluşturması söz konusu değildir. Eski usulde hayvanlara gerek duyulan sistemlerdeki CO2 ve metan gazı salınımları söz konusu olmadığı için bu yöntemin çevreci ve sürdürülebilir özellikleri ön plandadır diyorlar… Yapay et üretimi ve tüketimi ile ilgili avantaj ve dezavantajlar bilim insanları tarafından tartışıla dursun biz esas konuya odaklanalım. Asıl sorun yapay et üretimi sırasında kullanılan ve ihtiyaç duyulan sentetik ürünlerin insanlara ne kadar zarar vereceğinin bilinmemesidir. İklim değişikliği ile mücadele konusunda çeşitli yöntemler varken yapay et meselesinin çözüm olarak ortaya çıkarılması iyi niyetli bir aklın ürünü olamayacağını düşünüyorum. Ayrıca Dünya genelinde süt üretiminin yüzde 70 – 80 ’inin sığırlardan yapıldığını düşünürsek, sağlığa birçok faydası bulunan süt, bulunan bu yeni yapay et üretme yöntemiyle dünyada ve ülkemizde yeterli düzeyde üretilip, tüketilebilecek mi? Aslında konun tartışılan ve daha çok tartışılması gereken diğer bir boyutu daha var. Yapay etin bir gün insan dokusundan da kültürlenebileceği olasılığı ve bunun da zamanla yamyamlığa sebep olabileceği görüş ve düşüncesi. Düşüncesi bile insanın tüylerini diken diken yapmaya yetiyor. Ancak bütün bu tartışmalar bir yana faydalı bir amaç için bu teknoliyi kullanmak mümkün de olabilir. Yapay et teknolojisinin gelişimiyle belki de ileride organ üretimlerinin yolu açılacak ve böbrek vb. organ nakline ihtiyaç duyan insanlar için bir ümit olacaktır. Bu konuya odaklansak daha doğru olur gibi geliyor bana. Sonuç olarak aklımıza şu soru gelmiyor değil. GDO, Hormonlu et, Katkılı et, Yapay et derken şimdi sırada ne var?



